Orta Doğu’da ABD ve İran arasında sağlanan geçici ateşkes, küresel piyasalarda önemli bir etki yarattı. Geçtiğimiz hafta, yatırımcıların risk iştahı yükselirken, petrol ve doğal gaz fiyatlarında belirgin bir geri çekilme gözlemlendi. ABD’den gelen karışık makroekonomik veriler ve Federal Rezerv’in (Fed) ihtiyatlı yaklaşımı, piyasalardaki fiyatlamaları şekillendirdi. Borsa endekslerinde artışlar görülmesine rağmen, enerji kaynaklı enflasyon baskılarının tamamen ortadan kalkmadığına dair endişeler devam ediyor.
Geçtiğimiz hafta, küresel borsa piyasalarında yaşanan hareketliliğin arka planında, Orta Doğu’daki gerginliklerin müzakerelere dönüşmesi ve petrol fiyatlarının düşüşü önemli rol oynadı. ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkes, Orta Doğu’daki çatışmaların son bulabileceğine dair umutları artırdı. Yatırımcılar, olumlu gelişmeleri fiyatlamada hevesli olurken, ABD ve İran heyetlerinin diplomatik görüşmeleri için gözler Pakistan’ın başkenti İslamabad’a çevrildi.
ABD Başkanı Donald Trump, müzakerelerin başarısız olması durumunda hazırlıklı olduklarını belirterek, “Anlaşma sağlanamazsa, güçlerimizi etkili bir şekilde kullanacağız.” ifadelerinde bulundu. İran, ateşkes süresince Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişlerin sağlanacağına dair açıklamalarda bulundu ve bu durum, petrol fiyatlarının hafta ortasında düşmesine neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı, çarşamba günü 88 dolara gerileyerek, haftayı yüzde 13,7’lik bir düşüşle 91,9 dolarda tamamladı.
Petrol fiyatlarında yaşanan kısmi dalgalanmalara rağmen, enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkilerinin devam edeceği yönünde endişeler sürüyor. ABD’de açıklanan makroekonomik veriler, savaşın olumsuz sonuçlarına dair sinyaller taşıyor. Mart ayında enflasyon, yıllık bazda yüzde 3,3 ile beklentilerin altında kalırken, şubat ayına göre artış gösterdi. Aylık enflasyon ise yüzde 0,9 olarak belirlendi. Analizler, fiyat artışlarının büyük ölçüde enerji maliyetlerinden kaynaklandığını ortaya koydu.
Bu gelişmeler, para piyasalarında Fed’in yıl boyunca ihtiyatlı bir duruş sergileyeceği beklentilerini güçlendirdi. Ayrıca, Fed’in Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) tarafından Mart ayının ortasında gerçekleştirilen toplantının tutanakları yayımlandı. Tutanaklar, birçok Fed yetkilisinin enflasyon ve istihdam üzerindeki risklerin arttığını değerlendirdiğini göstermekte.
ABD ekonomisi, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 0,5’lik bir büyüme ile tahminlerin altında kaldı. Fed’in enflasyon göstergesi olarak izlediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi, şubatta aylık bazda yüzde 0,4 ve yıllık bazda yüzde 3 olarak beklentilere paralel bir artış gösterdi. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Orta Doğu’daki çatışmaların etkisiyle küresel büyüme tahminlerinde revizyon yapmanın zorunlu hale geleceğini belirtti. Bu bağlamda, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, haftalık bazda 2 baz puan artarak yüzde 4,34’e ulaştı. Dolar endeksi ise yüzde 1,4 düşüşle 98,6 seviyesinde kapanarak, zayıflayan dolar ve Fed’in olası “şahin” adımlarının fiyatlamalarda etkili olabileceğini gösterdi.