Skip to content
-
Subscribe to our newsletter & never miss our best posts. Subscribe Now!
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
  • https://t.me/
  • https://www.instagram.com/
  • https://youtube.com/
Gordes Haber

Gordes Haber gündeminden tarafsız haberler

Gordes Haber

Gordes Haber gündeminden tarafsız haberler

  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
Subscribe
Close

Search

Eğitim

30 yıl boyunca kazdıkları mağaradan zaman kapsülü çıktı

By Fatma Koç
11 Haziran 2026 3 Min Read
30 yıl boyunca kazdıkları mağaradan zaman kapsülü çıktı için yorumlar kapalı
30 yıl boyunca kazdıkları mağaradan zaman kapsülü çıktı

30 yıl boyunca kazdıkları mağaradan zaman kapsülü çıktı Posted on 11 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Kazıların başladığı günden bu yana bilim insanları, son Neandertal popülasyonlarından Tunç Çağı’na uzanan kesintisiz bir insanlık tarihini ve 19 bin yıllık “Kızıl Kadın”ın siber genetik şifrelerini gün yüzüne çıkardı. Saygın bilim dergisi Journal of Anthropological Research’te sentezlenen son dev çalışmaya göre; mağaranın taban katmanları Orta Paleolitik, Solutrean, Magdalen, Neolitik ve Tunç Çağı dahil olmak üzere tam 9 büyük kültürel dönemi saniye saniye içinde sakladı. İber Yarımadası’nda bu kadar kusursuz bir devamlılık sunan çok az alan bulunuyor. Avcı-Toplayıcılıktan Siber Tarıma Geçişin İlk Kanıtı Mağaradan çıkarılan buluntular sadece taş aletler ve hayvan kemiklerinden ibaret değil; tarih öncesi insanların ocak başı sohbetlerini ve yaşam tarzlarını da deşifre ediyor. Arkeologlar, mağara sakinlerinin kırmızı geyik, yabani keçi (ibex), at ve karaca avladıklarını saptarken; nehirlerden tuttukları somon ve alabalıkların da menünün önemli bir parçası olduğunu ortaya çıkardı. Dahası, New Mexico Üniversitesi tarafından yürütülen siber araştırmalar, mağaranın insanlık tarihindeki en büyük kırılma noktasına, yani tarımın doğuşuna tanıklık ettiğini kanıtladı. Mağaranın Neolitik katmanlarında, kuzey Atlantik İspanya’sındaki en eski buğday tarımı, evcilleştirilmiş hayvan kemikleri ve tam 6.500 yıllık seramik parçaları bulundu. Sonraki dönem sakinleri ise arkalarında gıda saklama kuyuları ve bakır bir bız dahil olmak üzere metal işlemeciliğine dair çarpıcı siber izler bıraktı. Mağaranın en ünlü gizemli sakini: “Kızıl kadın” El Mirón Mağarası’nda yapılan yüzlerce keşif arasında öyle bir tanesi var ki, dünya bilim medyasında deprem etkisi yarattı. Arkeologlar, 2010 yılında mağaranın tavanından binlerce yıl önce düşmüş devasa bir taş bloğun arkasında, Magdalen dönemine ait partial (kısmi) bir kadın iskeleti buldu. Tam 19 bin yıl önce gömülen bu kadına, kemiklerini ve etrafındaki tüm tortuları kaplayan parlak kırmızı boya nedeniyle “El Mirón’un Kızıl Kadın’ı” adı verildi. Kazı başkanı Straus, o sismik anı şu sözlerle hatırlıyor: “Mağaranın vestibül arka kısmının güneydoğu köşesinde kazarken, bir çene ve kaval kemiği (tibia) bulduktan sonra tarihi bir mezar katmanında olduğumuzu anladık. Her yer hematit kristalleriyle parlıyor ve göz alıcı parlak bir kırmızı renge bürünüyordu.” Yapılan siber laboratuvar analizleri, kadının üzerine dökülen bu kırmızı aşı boyasının (ochre), mağaraya tam 25 kilometre uzaklıktaki Kantabria kıyılarından bilerek ve ayin ritüelleri amacıyla taşındığını ortaya çıkardı. Nobel ödüllü genetikçi devreye girdi Kızıl Kadın’ın hikayesi, modern siber bilimin sınırlarını zorlayan bir teknoloji şovuna dönüştü. Nobel ödüllü ünlü genetikçi Svante Pääbo liderliğindeki Max Planck Enstitüsü laboratuvarları, Kızıl Kadın’ın diş ve kemiklerinden antik DNA çıkarmayı başardı. Sonuçlar, Buzul Çağı Avrupası’ndaki nüfus hareketleri hakkındaki tüm ezberleri sildi; kadının genetik olarak Goyet, Fournol ve Villabruna avcı-toplayıcı gruplarına göbekten bağlı olduğu anlaşıldı. Antik DNA verileri, 19 bin yıllık Kızıl Kadın’ın koyu tenli, koyu saçlı ve koyu renk gözlü olduğunu sarsıcı bir şekilde kanıtladı. Öldüğünde 35 ila 40 yaşları arasında olduğu tahmin edilen kadının diş taşları (tartar) üzerinde yapılan mikroskobik incelemeler ise tam bir gastronomi haritası sundu: Kızıl Kadın’ın ölmeden önce kara hayvanları, deniz ürünleri, tohumlar, bitkiler ve mantarlarla beslendiği saptandı. Hatta diş taşlarının içinde, binlerce yıl boyunca bozulmadan hayatta kalmayı başaran antik bakteriler bile siber mikroskoplar altında tek tek incelendi. Müfettişler ve arkeologlar, 1990’larda kazılar ilk başladığında hayal bile edilemeyen sediman DNA analizi, kararlı izotop çalışmaları ve yeni nesil siber tarihlendirme teknolojilerini geleneksel yöntemlerle

Author

Fatma Koç

Follow Me
Other Articles
Previous

Çin’den ABD-İsrail-İran çatışmalarında diplomatik çözüm çağrısı

Next

İngiltere, Kanada, Fransa ve Norveç’ten Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti nedeniyle İsrail’e yaptırım kararı

SON YAZILAR

  • iPhone Ultra: Katlanabilir Tasarımın İlk Detayları Ortaya Çıktı
  • Dolar endeksi 2 ayın ardından değer kaybediyor
  • Eyüpsultan Belediyesi CHP’de kalıyor: Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’den açıklama geldi
  • 500 bin liranın 32 günlük getirisi uçtu
  • Uşak Belediyesi soruşturmasında yeni gelişme: 15 şüpheli adliyeye sevk edildi
  • İstanbul’da TÜGVA seferberliği… Etkinlikten saatler önce yollar trafiğe kapatılacak
  • Motorine zam geldi: Litre fiyatı 80 lirayı geçti
  • Bu gölde havalar ısınınca 365 ayrı havuz oluşuyor
  • Alevler Hollywood yıldızının evine yaklaştı: George Clooney için tahliye alarmı
  • ABD’li hava yolu şirketlerinden robotlara uçuş yasağı hazırlığı

Sayaç

Kategoriler

  • Eğitim (1.272)
  • Ekonomi (103)
  • Haber (504)
  • Sağlık (123)
  • Teknoloji (45)
Copyright 2026 — Gordes Haber. All rights reserved. Blogsy WordPress Theme